Oğuzcan Demirel
Gastronotun Mutfağı
Lezzet Serüvenine
Hoş Geldiniz
Ana Sayfa » » Gıda israfını önleyerek kaybettiğimiz kaynakları geri kazanabiliriz

Gıda israfını önleyerek kaybettiğimiz kaynakları geri kazanabiliriz

gastronotunmutfagi tarafından 30 Kasım 2017 Perşembe tarihinde yayınladı.

Üreticiden tüketiciye her paydaşın gıda israfını göz önünde bulundurarak ürünleri tüketmesi halinde doğal kaynakların herkese yeteceğini belirten Birol Uluşan, kaynakları doğru kullanarak meyve sebzede ürün verimliliğini artırmanın yollarını çarpıcı örneklerle gözler önüne serdi. 

Uluşan, “100 kilogram marul üretmek için 8 ton su, 10 lira toprak, 26 lira gübre, 11 lira enerji ve 32 liralık iş gücü kullanılmış oluyor. 1 adet domates telef olduğunda veya 1 tabak yemeği çöpe attığımızda, onunla birlikte kaynaklarımızı da kaybetmiş oluyoruz. Sorun yalnızca gıda değil, hayatı kaybediyoruz” dedi. 

Metro Toptancı Market Meyve Sebze Kategori Müdürü Birol Uluşan, 17. Perakende Günleri’nde ‘Bir Domates Çöpe Atıldığında‘ başlığıyla gerçekleştirdiği sunumda, kaynakları doğru kullanmanın ve süreçleri iyileştirmenin nasıl büyük bir verimlilik kazancı sağladığını perakendecilerle paylaştı. 

 Kaybettiklerimizden ders alma zamanı… 
Dünyada yılda toplam 4,5 milyar ton gıda üretimi yapıldığını, bunun 1,3 milyar tonunun kayıp ve atık olarak soframıza ulaşmadan israf edildiğini vurgulayan Birol Uluşan, “Dünya nüfusunun 814 milyonu bugün açlıkla mücadele ediyor. 

Yaklaşık 1,2 milyar insanın ise yoksulluk sınırında yaşadığını düşünecek olursak, bu israfın boyutu daha da belirginleşiyor. Zira bugün verimliliği yüzde 60 artıramazsak bu rakam iki katına çıkarak, yaklaşık 4 milyar insana ulaşacak. Tüketen nüfus, üreten nüfustan çok daha fazla. 

Mevcut kaynaklar yılda 12 milyar insanı besleyebilecek durumda iken biz israf ederek aç kalıyoruz. 80 ülkede su yok. Tarım yapılabilecek alanlar ise daralıyor. Dünyaya sığmamaya başladık. Toprağı kaybediyoruz. 

Kayıp ve atıklarla dünyanın kaynaklarını heba ediyoruz! Tüm bu israfı önlediğimizde, aslında dünyanın çapını genişletmiş, hayatı geri kazanmış olacağız. 

Artık sıra, kaybettiklerimizden ders almaya geldi. Dünyamızı tüketmekte gösterdiğimiz mahareti, şimdi onu geri kazanmak için gösterme zamanı. Ve bunu ancak, insanoğlu başarabilir. Bu sorumluluk, hepimizin…” şeklinde konuştu. 

Gıda kayıp ve atıklarını önlemek için ortak çaba ve bilince ihtiyaç var 
Bu koşullarda dünya nüfusunun makul maliyetlerle beslenebilmesi için kayıp ve atıkların önlenebilmesinin hayati bir önem kazandığını vurgulayan Birol Uluşan sözlerine şöyle devam etti:

 “Üretimimiz artsa bile önlem almazsak kayıplarımız daha da büyüyecek. Paramızın satın alamayacağı tüm değerlerin kaybı da artacak. Dolayısıyla üretimi artırmaya çalışmaktan önce, gıda kayıplarının önlenmesi çok daha elzem ve mantıklı. İşte bu yüzden Metro Gıda Hareketi’ni başlattık.

İlk defa bu kayıpların ölçülebilmesi için TÜBİTAK ile ortak bir çalışma yaptık. Araştırma sonucunda hasattan pazara kadar olan süreçlerdeki iyi koşullara oranla kötü koşulların ortaya çıkarttığı gıda kaybının 9 kata kadar çıkabildiği görüldü. 

Bu ciddi bir kayıp. Gıda kayıplarının önlenmesi ve kötü koşulların ortadan kaldırılması için, şehirler arası nakliyede frigofrik araç kullanımı, iyi koşullarda tedarik zinciri oluşturulması, sergileme noktasında soğuk zincirin muhafaza edilmesi ve nem kaybı önleyici ikincil ambalaj kullanımı gibi çözüm önerilerini sunduk. 

Bu, bir tek çiftçinin, bir tek tüccarın veya bir tek kurumun hassasiyetiyle çözümlenebilecek bir durum değil. Burada ortak çaba ve bilince ihtiyacımız var.”  

“Metro Gıda Hareketi ile sektörde farkındalık yarattık” 
Birol Uluşan, önümüzdeki dönemde yapılması gerekenlere ilişkin önerilerini de şöyle sıraladı: “Öncelikle üretim, tedarik ve satış süreçlerinin iyileştirilmesi için teşvikler verilmesi gerekiyor. 

Üretici örgütlerinin eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi, tedarik zincirindeki aracıların bilinçlendirilmesi, tüketici bilincinin oluşturulması büyük önem taşıyor. TÜBİTAK ile yaptığımız araştırma, tarladan pazara kadar olan süreçlerdeki kayıplarla ilgiliydi. Metro olarak bununla yetinmeyip, tüketici bilinçlenmesiyle ilgili de çeşitli çalışmalar yaptık. 

Fikir önderi şeflerimizle restoranları ve tüketiciyi bilinçlendirmek için kampanyalar düzenledik. Gastronometro şefleri ve sektörün önde gelen şefleriyle birlikte mutfakta hiç atık oluşturmamak amacıyla hazırlanan tarifleri paylaştık. 

‘Gurme Kutusu’ projesini hayata geçirdik, kutuları ücretsiz olarak restoranlara dağıttık. Metro Gıda Hareketi ile sektörde farkındalık yarattık.”
+1'le

0 yorum :

Yorum Gönder